Aslında hafta sonu yazımı daha başka bir konu için planlamıştım ama başıma gelenler yazımın yönünü değiştirdi. Buyurun defalarca yazdım denetin dedim dedim sonunda başıma geldi scooter kazası…

Bir insanın omzunda kırıklar olduktan sonra mı önlem alınacak? Kapalıyol'da motorlu araç tehlikesine dur demek için daha kaç kişinin canı yanmalı?

Bugün Kemer'de, Kapalıyol'da yaşadığım kaza, aslında uzun zamandır gözümüzün önünde duran ama bir türlü çözüm bulunmayan bir sorunu yeniden gündeme getirdi.

Son sürat gelen bir elektrikli scooterın üzerinde biri kız, diğeri erkek iki çocuk vardı. Scooterı kullanan henüz 14 yaşındaydı. İki çocuk, insanların yürüdüğü Kapalıyol'da hızla ilerlerken bana çarptı.

Çarpmanın etkisiyle yüzüstü kaldırıma yapıştım. Öyle sıradan bir düşme değildi. Kendimi korumaya fırsat bulamadan yere çakıldım.

Sonuç mu?

Sağ omzumda biri dikey, diğeri yatay iki kırık var. Kollarımı kullanamıyorum. Kalem tutamıyorum, yazı yazamıyorum. En acısı, tuvalet ihtiyacımı bile tek başıma karşılayamıyorum. Günlük hayatımda en basit ihtiyaçlarımı yerine getirmek için başkasının yardımına muhtacım.

Bir hafta sonra yeniden değerlendirme yapılacak ve ameliyat gerekip gerekmediğine karar verilecek.

Peki bütün bunların sorumluluğu kimin?

ÇOCUKLARA EMANET EDİLEN SORUMLULUK NEREDE?

Öğrendiğime göre bu çocuklar Ankara'dan dart yarışması için Kemer'e gelmişler. Aileleri çocuklarını spor faaliyetlerine katılmaları için öğretmenlerine ve antrenörlerine emanet etmiş.

Aileler çocuklarının güvende olduğunu düşünürken 14 yaşındaki bir çocuğun scooter kiralayıp üzerine bir arkadaşını da alarak Kapalıyol'da dolaşması nasıl mümkün olabiliyor?

Ailesinin böyle bir araç kiralandığından haberi olmadığı söyleniyor.

Peki çocuğun güvenliğinden sorumlu olan yetişkinler nerede? Bu scooter nasıl kiralandı? Kim kiraladı? Ya o çocuk bir yayaya değil de bir araca çarpsaydı? Ya kendisi ağır yaralansaydı?

Bir çocuğun hayatını tehlikeye atan bu sorumsuzluğun üzeri nasıl örtülebilir?

“BURANIN YABANCISIYMIŞ, KAPALIYOL OLDUĞUNU BİLMİYORMUŞ!”

Bir de karşıma başka bir savunma çıktı: Çocuk Ankara'dan gelmiş, Kemer'i tanımıyormuş. Kapalıyol'un araç trafiğine kapalı olduğunu bilmiyormuş!

İyi de Kapalıyol'un girişinde de çıkışında da kocaman uyarı levhaları var. Bu levhaları görmek için Kemerli olmak mı gerekiyor? On dört yaşındaki bir çocuk bu işaretleri görmüyor mu? Görse bile neden dikkate almıyor?

Bir kentin yabancısı olmak, o kentin kurallarını çiğneme hakkı vermez.

Üstelik bu çocuklar Kemer'e bir spor yarışması için gelmiş. Aileleri onları güven içinde olacakları düşüncesiyle öğretmenlerine ve antrenörlerine emanet etmiş. Peki bu çocukların scooter kiralayıp iki kişiyle dolaşmalarından kim haberdar? Bu sorumluluk kimin?

ÇOCUĞUN SİCİLİ TEMİZMİŞ, BENİM MAĞDURİYETİM NE OLACAK?

Kazadan sonra bana söylenen sözler de en az kaza kadar düşündürücü: “Şikâyetçi olma, çocuk tertemiz. Daha önce hiçbir olaya karışmamış.”

Elbette bir çocuğun geleceğinin zarar görmesini kimse istemez. Ben de istemem. Ancak bir çocuğun geçmişinin temiz olması, yaşanan kazanın sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

Benim iki omzum kırılmış. Hayatım altüst olmuş. Kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum. Peki benim mağduriyetim?

Benim çektiğim acı, yaşadığım çaresizlik, tedavi sürecim, bundan sonra yaşayacağım zorluklar ne olacak?

Bana tedavi masraflarımı karşılamayı teklif ediyorlar.

Elbette karşılayacaksınız! Yaşadığım kazanın maddi sonuçlarının karşılanması zaten konuşulması gereken bir sorumluluk.

Ama benim kaybettiklerim yalnızca tedavi masrafları mı?

Ben tek başına yaşayan bir kadınım. Şu anda evimde tek başımayım. Kendi işini kendisi gören, günlük hayatında hareketli bir kadınım. Günde iki kez duş alan bir insanım. Şimdi üzerimdeki bluzu bir hafta çıkarmamam, kolumu oynatmamak gerektiği söyleniyor. En basit ihtiyaçlarımda bile başkasına muhtacım.

Kızım başka yerde. Yaşadığım kazanın ardından panik içinde, “Anne geleyim” diyor. Benim korkum, onun korkusu, yaşadığımız çaresizlik ne olacak?

Bana sürekli çocuğun çok korktuğu, çok üzüldüğü söyleniyor. Elbette korkmuştur. Ben de korktum! Hem de çok korktum.

Ama benim hayatım da değişti. Çocuğun bir süre sonra okuluna, sporuna, arkadaşlarına döneceği bir hayatı olacak. Dilerim bu olay onun için unutulmayacak bir ders olur.

Peki ben? Ben ne zaman eski hayatıma döneceğim? Omuzlarımdaki kırıklar ne zaman iyileşecek? Yaşadığım bu mağduriyet ne zaman sona erecek?

Benden şikâyetçi olmamamı istiyorlar.

Hayır! Şikâyetçi olacağım.

Belki başvurularımın sonunda ne sonuç çıkacağını bilmiyorum. Ama benim sesim duyulmalı. Çünkü bu olayın yalnızca benim başıma gelen bir kaza olarak kalmasını istemiyorum.

ZABITA NEREDE, DENETİM NEREDE?

Kazanın ardından zabıtaya da tepkimi gösterdim.

Kapalıyol gibi insanların yürüdüğü, ailelerin çocuklarıyla gezdiği, alışveriş yaptığı bir yerde scooterların ne işi var?

İki tekerlekli araçlar ve elektrikli scooterlar bu bölgede nasıl bu kadar rahat dolaşabiliyor?

Zabıtanın görevi yalnızca bir olay yaşandıktan sonra müdahale etmek midir? Denetim, önceden önlem almak için yapılmaz mı?

Kapalıyol'da düzenli denetim yapılması, motorlu araçların girişinin engellenmesi, kurallara aykırı hareket edenlere gerekli yaptırımların uygulanması gerekmiyor mu?

Bir insanın yaralanması mı gerekiyor? Birinin hayatını kaybetmesi mi gerekiyor ki yetkililer harekete geçsin?

Kemer'i yönetenlere, zabıtaya ve ilgili bütün kurumlara sesleniyorum:

Kapalıyol'un adı üstünde, burası insanların yürüyüş yolu. Scooterların yarış pisti değil!

Bu olayın bütün yönleriyle araştırılmasını, scooterın nasıl kiralandığının, çocuğun denetiminden kimlerin sorumlu olduğunun ve bölgede neden yeterli denetim yapılmadığının açıklığa kavuşturulmasını istiyorum.

Ben hastanede yaralarımla uğraşırken bu çocukların çoktan Ankara'ya dönüş yoluna çıkmış olabileceklerini düşünüyorum. Benim hayatımın nasıl etkilendiğini, evimde nasıl bir çaresizlik yaşadığımı kim takip edecek?

Ben bugün bu kazayı yaşayan bir vatandaş olarak konuşuyorum. Yarın aynı şeyi başka bir anne, baba, çocuk ya da yaşlı bir insan yaşayabilir.

Benim başıma gelen, başkasının başına gelmesin.

Kemer'de turizmden, güvenli kent yaşamından, ailelerin huzurla sokaklarda dolaşmasından söz ediyoruz. O zaman önce sokaklarımızı güvenli hale getirmek zorundayız.

Bir çocuğu korumak, onun yaptığı yanlışın üzerini örtmek değildir. Asıl korumak, hem onu hem de toplumdaki diğer insanları tehlikeden uzak tutacak sorumluluğu almaktır.

Bir çocuğun üzülmemesi için bir kadının yaşadığı mağduriyet görmezden gelinemez. Bir insanın sicilinin temiz olması, başkasının hayatında açtığı yarayı ortadan kaldırmaz.

Ben kimsenin çocuğunun geleceği kararsın istemiyorum. Ama kimse de benim yaşadıklarımı küçümseyerek, birkaç tedavi masrafı teklif ederek bu konunun kapanmasını beklemesin.

Bu mesele artık benim omuzlarımdaki iki kırığın çok ötesinde.

Bu, Kemer'de sokakların, caddelerin ve özellikle Kapalıyol'un güvenliği meselesidir.

Özlü söz: “Tedbir, felaketten sonra değil; felaket yaşanmadan önce alınır.”