AFAD verilerine göre sarsıntı çevre illerde de hissedilirken, uzmanlar Adana Havzası’na dikkat çekerek bu hareketliliğin olası bir riskin habercisi olabileceği yönünde değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Süleyman Pampal ise Hürriyet'e yaptığı açıklamada bölgede “yeni bir fay hattı tespit ettiğini” belirtti. Peki bu fay, Adana Havzası’nda kaç büyüklüğüne kadar deprem üretebilir? Prof. Dr. Pampal, özel açıklamalarda bulundu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, dün Adana’nın Saimbeyli ilçesinde 4,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin 8,6 kilometre derinlikte oluştuğu belirlendi.
AFAD’dan yapılan açıklamada “Adana ilimizin Saimbeyli ilçesinde saat 04.26'da meydana gelen ve Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri, Niğde illerimizde de hissedilen 4,9 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız” ifadeleri kullanıldı.
Son dönemde Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde art arda meydana gelen depremler dikkat çekerken, Adana’da yaşanan son sarsıntı vatandaşlarda endişeye yol açtı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde ciddi şekilde etkilenen şehirlerimizden biri olan Adana için uzmanlar, bölgede büyük ve yıkıcı bir deprem riskinin sürdüğüne dikkat çekiyor. Hatta bazı uzmanlar, meydana gelen son depremin Adana Havzası açısından olası bir tehdidin habercisi olabileceği yönünde değerlendirdi.
YİNE AKILLARA SAVRUN FAYI GELDİ AMA GERÇEK ÇOK BAŞKA
Yaşanan son depremi Adana’da sıklıkla saha çalışmalarını sürdüren, doktorasını Kadirli-Kozan-Feke (Adana) bölgesinin stratigrafisi ve tektonik özellikleri üzerine yapan hatta saha çalışmaları sonucu bölgedeki pek çok faya adını da veren Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Süleyman Pampal’a danıştım.
Uzman isim, yaşanan deprem sonrası Adana ve çevresinde sıkça gündeme gelen Savrun Fayı’na ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından “büyük deprem üretebilir” iddialarıyla gündeme gelen fay hattının sanıldığı gibi aktif olmadığını belirten Prof. Dr. Pampal, şu bilgileri paylaştı:
“Adana dendiğinde genelde Savrun Fayı’na dikkat çekiliyor. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra Savrun Fayı daha fazla dillendirilmeye başlandı. ‘7 büyüklüğünde deprem üretecek’ diye de altı çiziliyor. Ancak bu bölgeye oldukça hâkim ve hâlâ arazi çalışmalarını yürüten biri olarak, hatta Savrun Fayı’nı adlandıran ve ilk tespit eden kişilerden biri olarak söyleyebilirim ki Savrun Fayı direkt olarak aktif değil.”
‘ÇOK PARÇALI BİR YAPIYA SAHİP’
Fayın çok parçalı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu görüşünü yıllardır dile getirdiğini belirterek, “Bunu hep söylüyorum. Ayrıca iki kez Jeoloji Kurultayı’nda bildiri olarak da sundum” ifadelerini kullandı.
Savrun Fayı’nın kuzey kesiminin 6 Şubat depremlerinde kırıldığını kaydeden Prof. Dr. Pampal, “Göksun’dan başlayarak belli bir bölüme kadar kırıldı. Ben bu yüzey kırıklarını da tespit ettim” diye konuştu. Fayın güney kesimine ilişkin de değerlendirmelerde de bulunan uzman isim, “Savrungözü’nden Kozan’a doğru uzanan yaklaşık 40-45 kilometrelik bir fay var. Ancak bu fay Miyosen (Yaklaşık 23 milyon yıl önce başlayıp 5,3 milyon yıl önce sona ermiştir ve Neojen Dönemi’nin ilk kısmını oluşturur) öncesinde kırıldı. Miyosen’den sonra da neredeyse 20 milyon yıldır hareket etmemiş bir fay” dedi.
Savrun Fayı’nın doğrudan aktif bir fay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Prof. Dr. Pampal, olası bir hareketlenme durumunda bile tek parça halinde büyük bir kırılma üretmeyeceğini söyledi. Ayrıca “Hadi varsayalım aktif olmayan fay da bazen hareket edebilir, çevredeki büyük depremlerin etkisiyle kırılabilir. Ancak kırıldığını varsaysak bile tek parça ve kırılacak bir fay değil, çok parçalı bir fay” değerlendirmesinde bulundu.
SAİMBEYLİ MERKEZLİ 4,9 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREMİ HANGİ FAY TETİKLEDİ?
Prof. Dr. Süleyman Pampal, Savrun Fayı çevresindeki sismik hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerinde, bölgede asıl dikkat edilmesi gerekenin Savrun Fayı’nı kesen aktif tali faylar olduğunu söyledi. Prof. Dr. Pampal, özellikle Kozan’ın kuzeyindeki depremlere işaret ederek şu bilgilerin altını çizdi:
-Savrun’u kesen en az üç aktif fay var. Bunların tamamı tespit edildi. Örneğin 2024 ve 2025 yıllarında Kozan’ın kuzeyinde, Akçaluşağı ve Himmetli bölgesinde 5,5 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi. Hatta bu fayları isimlendiren de benim. Akçaluşağı ve Bozdoğan Uşağı fayları olarak tanımladığımız bu yapılar kırılıyor ve Savrun Fayını kesen aktif faylar olarak karşımıza çıkıyor.
-Saimbeyli’de meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki deprem Savrun Fayı üzerinde oluşmadı. Saimbeyli’de yaşanan depremi üreten de yine bu tür tali faylardan biri oldu. Savrun Fayı’nın yaklaşık 10 kilometre batısında meydana geldi. Yani doğrudan Savrun Fayı üzerinde değil. Oluşan 4,9 büyüklüğündeki deprem çok korkulacak bir deprem de değil. Zaten 6 Şubat depremlerinden sonra bölgedeki en büyük ve sık artçıların önemli kısmı burada oluştu. On binlerce artçı meydana geldi. Bu depremi de o artçı sürecinin devamı olarak bile değerlendirebiliriz.
‘BÖLGEDE 5-6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETECEK FAYLAR VAR AMA BİRİ ÇOK TEHLİKELİ’
Bölgede 5 ila 6 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip faylar bulunduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Pampal, buna karşın daha büyük risk taşıyan başka bir fay üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı:
“Savrun Fayı’nı kesen bu faylar 5-6 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip. Ancak en kuzeyde, Saimbeyli ile Göksun arasında daha büyük deprem üretebilecek bir fay var. O fayın özelliklerini çalışıyorum. Henüz çalışmayı son aşamaya getiremedim. Ancak büyük ve yıkıcı bir deprem üretme potansiyeli olabilir.”
‘GEZİT DAĞI FAYI ADINI VERDİĞİM YENİ BİR FAY TESPİT ETTİM’
Gezit Dağı Fayı olarak adlandırdığı yeni bir faya da dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Pampal, söz konusu fayın Savrun Fayı’nı kesen aktif bir hat olabileceğini belirterek, “Bu son depremi üreten fay da olabilir, çünkü bölgeye oldukça yakın” ifadelerini kullandı.
Gezit Dağı Fayı isminin şu an için resmî olmadığını da vurgulayan Prof. Dr. Pampal, bölgenin 2300 metreyi aşan yüksekliğiyle önemli bir jeolojik alan olduğuna dikkat çekti. Fayların yalnızca haritalar üzerinden değil, saha çalışmalarıyla da doğrulanması gerektiğini belirten uzman isim, “Bir fayın aktif mi pasif mi olduğunu anlamak için araziye çıkmak, doğrudan gözlem yapmak ve yerinde inceleme şarttır. Geçen yıl arkadaşlarımla bölgeye çıkıp bu fayı tespit ettik. Bu hattın 5 ila 6 büyüklüğünde deprem üretebilecek potansiyele sahip olabileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |
|
||||||||||||
|
|
||||||||||||
![]() Koç ![]() 21 Mart - 20 Nisan
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||



